Haberler
Türkiye'deki pek çok işyerinin giriş turnikesinde artık tanıdık bir görüntü var: parmak izi okuyucular, yüz tanıma kameraları, bazı yerlerde avuç içi damar taraması. Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun 29 Nisan 2026 tarihli ve 2026/921 sayılı ilke kararı, bu görüntünün mesai takibi açısından artık hukuka aykırı sayıldığını açıkça ortaya koyuyor — üstelik çalışanın imzaladığı bir açık rıza formu bile bu durumu değiştirmiyor.
Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun yakın zamanda yayımladığı bir karar özeti, sosyal mühendislik saldırılarının kurumsal güvenlik zincirinde ne kadar küçük bir halkadan başlayıp ne büyük sonuçlara yol açabileceğini bir kez daha gösteriyor. Karara konu olayda bir restoran zincirinin bilgi işlem departmanında çalışan bir personele, kripto varlık temalı sahte bir mesaj gönderiliyor. Mesajın içerdiği bağlantıya tıklanmasıyla birlikte çalışanın bilgisayarına sızan zararlı yazılım, tarayıcıda kayıtlı kullanıcı adı ve şifre bilgilerini ele geçiriyor. Saldırganlar, bu bilgileri kullanarak şirketin sistemlerine erişim sağlıyor.
Siber Güvenlik Başkanlığının yetki alanını genişleten 7590 sayılı Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kanun, internet alan adları ve internet altyapısının yönetimine ilişkin bazı yetkileri Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan alarak Başkanlığa devrediyor. Başkanlığın alacağı tedbir kararlarının iki saat içinde yerine getirilmesi zorunluluğu, işletmeciler ve veri merkezleri açısından operasyonel bir yük doğuruyor.
Siber Güvenlik buluşması 22–23 Ekim 2025’te Ankara’daki BTK Konferans Salonlarında gerçekleşiyor. 18 yıldır kesintisiz düzenlenen bu prestijli etkinliğin ana teması bu yıl “Siber Güvenlikte Gelecek Yaklaşımları ve Siber Güvenlik Düzenlemeleri”. BTK Akademi iki gün boyunca panelle…