Nereden başladı?

AI Act 1 Ağustos 2024'te yürürlüğe girdi ve kademeli bir uygulama takvimi öngörüyordu. Yasak yapay zeka uygulamaları ve AI okuryazarlığı yükümlülükleri 2 Şubat 2025'te başladı; yönetişim kuralları ve genel amaçlı yapay zeka (GPAI) modellerine ilişkin yükümlülükler 2 Ağustos 2025'te devreye girdi. Geriye kalan en kapsamlı parça — yüksek riskli sistemlere ilişkin yükümlülükler — 2 Ağustos 2026 için planlanmıştı.

Ama uygulama altyapısı takvimi tutturamadı. Yüksek riskli sistemler için gereken uyumlaştırılmış teknik standartlar zamanında hazır olmadı; ulusal yetkili otoritelerin atanması gecikti. Avrupa Komisyonu bu tabloyu görünce 19 Kasım 2025'te bir "Dijital Omnibus" paketi yayımladı ve yüksek riskli yükümlülüklerin 2 Aralık 2027'ye ertelenmesini önerdi.

Müzakereler nasıl ilerledi?

Öneri kolay geçmedi. 28 Nisan 2026'daki ikinci trilog müzakeresi (Avrupa Parlamentosu, AB Konseyi ve Komisyon arasında) anlaşmasız bitti. Ama süreç orada tıkanmadı: 7 Mayıs 2026'da siyasi bir mutabakata varıldı, 13 Mayıs'ta üye devlet temsilcileri bunu Konsey nezdinde teyit etti. 16 Haziran 2026'da Avrupa Parlamentosu metni resmen onayladı, 29 Haziran 2026'da da Konsey son onayını verdi. Metnin Avrupa Birliği Resmî Gazetesi'nde yayımlanması ve yürürlüğe girmesi, 2 Ağustos'tan önce bekleniyor — ama bu yazı hazırlandığında henüz resmen yayımlanmamıştı.

Bu ayrım önemli: erteleme siyasi olarak kesinleşti, ama hukuken bağlayıcı hâle gelmesi resmî yayımla olacak. O yayım gerçekleşene kadar, yasanın mevcut hâli — yani 2 Ağustos 2026 tarihi — kâğıt üzerinde geçerliliğini koruyor.

Erteleme kabul edilirse ne değişiyor?

Anlaşma metni iki ayrı takvim öngörüyor. Annex III kapsamındaki bağımsız yüksek riskli sistemler — işe alım, kredi skorlama, kolluk, eğitim, sınır kontrolü gibi alanlardaki araçlar — için yükümlülükler 2 Aralık 2027'ye erteleniyor. Tıbbi cihaz, asansör, oyuncak gibi ürün güvenliği mevzuatına tabi ürünlere gömülü yapay zeka bileşenleri (Annex I) için ise erteleme 2 Ağustos 2028'e kadar uzanıyor.

Ama her şey ertelenmiyor. Yapay zeka sistemleriyle etkileşime giren kişilerin bunu bilme hakkını düzenleyen şeffaflık yükümlülükleri (Madde 50) — örneğin bir chatbot'un insan değil makine olduğunun bildirilmesi — büyük ölçüde 2 Ağustos 2026 takviminde kalıyor. Yapay zeka üretimi içeriklerin etiketlenmesi (watermarking gibi) yükümlülüğü ise yalnızca kısa bir erteleme alıyor: altı ay değil, üç ay — yeni tarih 2 Aralık 2026.

Ayrıca anlaşma yeni bir yasak da getiriyor: Madde 5 kapsamına, rızası olmadan kişilerin mahrem görüntülerini üreten ya da manipüle eden yapay zeka sistemleri ("nudifier" araçlar) ile çocuk istismarı materyali üreten sistemler ekleniyor. KOBİ'lere tanınan basitleştirilmiş uyum kolaylıkları da genişletiliyor; 750 çalışana ve 150 milyon avro yıllık cirosuna kadar olan orta ölçekli şirketler artık bu kolaylıklardan yararlanabilecek.

Neden hazırlığı ertelememek gerekiyor?

Burada asıl mesaj, hukuk bürolarının neredeyse tamamının ortaklaştığı bir uyarıda gizli: erteleme bir "iptal" değil, bir "zaman kazanımı." Teknik dokümantasyon, veri yönetişimi çerçeveleri ve insan gözetimi mekanizmaları gibi çalışmalar, düzenleyici baskı olmasa da kurumun yapay zeka sistemlerinin kalitesini artıran mühendislik yatırımları. Erteleme gerçekleşse bile bu çalışma boşa gitmiyor; gerçekleşmezse ise zaten hazırlıksız yakalanmamak için gerekliydi.

Ayrıca unutulmaması gereken bir nokta var: yasanın yaptırım rejimi hafiflemedi. En ağır ihlaller — yasaklı uygulamaların kullanımı gibi — için öngörülen üst sınır 35 milyon avro ya da küresel cironun %7'si (hangisi yüksekse) olmaya devam ediyor.

Türkiye'deki kurumlar için ne anlama geliyor?

AI Act, AB pazarına çıkan ya da AB'deki kullanıcıları etkileyen yapay zeka sistemlerini kapsıyor — geliştiricinin nerede yerleşik olduğu önemli değil. AB'ye yapay zeka destekli ürün ya da hizmet sunan, AB'li müşterilere yapay zeka bileşenli çözümler entegre eden ya da AB pazarında faaliyet gösteren bir yapay zeka sağlayıcısının API'sini kullanan Türkiye merkezli şirketler, dolaylı ya da doğrudan bu çerçevenin kapsamına girebiliyor. Erteleme, nefes alma alanı sağlıyor; ama sistem envanteri çıkarmayı, hangi sistemlerin Annex III kapsamına girebileceğini değerlendirmeyi ve ISO/IEC 42001 gibi sertifikalanabilir bir yapay zeka yönetişim çerçevesine erken başlamayı ertelemek için bir gerekçe değil.